Nasılsa olmayacak ! Boşuna Çalışıyorum Ben !

Nasılsa olmayacak ! Boşuna Çalışıyorum Ben !

Bu cümlelerin birini ya da birkaçını içten içten ve dahi dıştan ediyor musun? O zaman lütfen bir ayna bul, kendine bak ve kendini alkışla. Çünkü kimse seni istediğin şeyi oldurmamaya bu denli basit bir şekilde ikna etmeye, kandırmaya çalışamazdı. Hadi bir şunları tek tek ele alalım:
“Nasılsa olmayacak.”
Cümlenin güzelliğine bak. Hayatın adeta sillesini yemişçesine tepetaklak ediyor insanı. Ha bu cümleyi kuranların %95’inin elinde sayısal bir veri, bir araştırma, bir bulgu yoktur da. Sadece kendisi olmayacağından emindir, çünkü o olmayacağını düşünüyordur. Neden dersiniz? YGS’den çıkan yorgun bünye “olur mu olmaz mı?” sorusunun cevabını çok aramıştı. Genelin bulduğu cevap “çalışırsan olur” oldu. (Mayıs gelmişken hala olur mu olmaz mıyı bulamamışlara nereden nereye çekebileceklerini gösteren kaydırmalı postu tavsiye ederim.) Ara gazı alan kişi başladı çalışmaya lakin bu seferki konular YGS konularından daha da çetin ceviz çıktı.

YGS’de “bu konu 2 günde biter” deyip 3. güne sarkınca depresyona girenler (o ara benle de tanışmamışsa demek ki) LYS konularına ömür biçemeyince bir afalladılar. Sayfa sayısı itibariyle 2-3 hadi bilemedin 4 gün sürer dediğin konu 2 hafta sonra bile hala tabakta. E bu böyle gittikçe zorlaşıyor, ben de sıkılıyorum, zaten havalar da güzel… Zorsa, sıkılıyorsam çalışmam, çalışmayacağım için de olmaz. Yalnız duruma bakar mısınız: Sıkılan kim? Ben. Sıkıldığı yerde bırakan kim? Ben. Çalışmak istemeyen kim? Ben. Ama bu durum nedense ağızdan “Ben sıkıldım, çalışmayacağım çünkü o bölümü bu denli sıkılıp zorlanacak kadar istemiyorum.” diye çıkmıyor. “Nasılsa olmayacak.” diye çıkıyor. Sanki önünde bir dış etken varmış gibi, sanki olmasını engelleyen hayatın kendisiymiş gibi, sanki o çalışıp didinse, sonuna dek dirense de ÖSYM tipini beğenmediği için onu bölüme almayacakmış gibi.

Gel hadi anlaşalım:

Mertçe de ki “Ben istemiyorum. Zorlanmaya gelemiyorum.” Ve o an bırak.

Kim ne diyebilir? Bu senin hayatın, senin tercihin. Tut ki bu sene olması cidden matematiksel olarak imkansız. Diyelim ki sıran 1 milyon ve sen ilk 1000’de olmak istiyorsun. E o zaman senin daha bile çalışman gerekmez mi?

Bu sene 1 milyonda ya da 900-700-500 binlerde olma sebebin konularının eksik olması değil mi? Öğrenmen lazım değil mi sen kendine hedef olarak yüksek bir yer seçtiysen? Bu haziranda olmayacak demek, sen yine de Eylül’e ertele çalışmayı, yine panikle mi demek sence? Yoksa senin YGS’de gerekli yere gelmen için 6 aydan fazla zamana ihtiyacın var, o yüzden mezuna kalıyorsun mu demek? Demem o ki: Her şeyden evvel kendine dürüst ol. Nasılsa olmayacak diyerek vicdanını rahatlatmaya çalışma. Başkaları yiyebilir bunu, ama biri “Neden olmaz ki?” diye sorduğunda illa ki “çünkü ben istemedim çalışmak.” deyip olmamasının asıl sorumlusunu bulmuş olursun.

Bu sene 1 milyonda ya da 900-700-500 binlerde olma sebebin konularının eksik olması değil mi?

Öğrenmen lazım değil mi sen kendine hedef olarak yüksek bir yer seçtiysen?

Bu haziranda olmayacak demek, sen yine te Eylül’e ertele çalışmayı, yine panikle mi demek sence?

Yoksa senin YGS’de gerekli yere gelmen için 6 aydan fazla zamana ihtiyacın var, o yüzden mezuna kalıyorsun mu demek?

Demem o ki: Her şeyden evvel kendine dürüst ol. Nasılsa olmayacak diyerek vicdanını rahatlatmaya çalışma. Başkaları yiyebilir bunu, ama biri “Neden olmaz ki?” diye sorduğunda illa ki “çünkü ben istemedim çalışmak.” deyip olmamasının asıl sorumlusunu bulmuş olursun.

En sevdiğime geldik: Az zaman kaldı, yetişmeyecek. :))
Bu var ya, dünyanın en tatlı tatlı kaçma cümlesidir. Bilinçaltı varsayıma bak: Tüm konuların yetişmesi lazım. Neden? İstediğin bölüm full çıkarmayanı almıyor mu? İstediğin yere çekmek için hiç boş ya da yanlış olmamalı mı? Kaç konuyu yapabiliyor olman lazım? O kadar konuyu yapabilmek için koştur koştur aceleyle üstünden geçmen mi lazım, yoksa ıncığını cıncığını öğrenmen mi lazım? Tüm konuları bitirmeyenler üniversiteye girememiş mi? Geçen sene senin istediğin bölüme girenlerle konuştun da onlar “Hepsini sular seller gibi biliyorum, öyle girdim.” mi dedi? En yüksek puan alan yerler Tıp ve Hukuk olduğu için bunlardan örnek vereceğim: Bu kardeşlerin hepsi full yaptıysa sorarım size nasıl oldu da 5000ci olmuşlar? 10bin olmuşlar? Konuların hepsini yetiştirenler seninle aynı süredir mi çalışmış? Yoksa daha uzun süre mi çalışmışlar? İki seçenek var: Ya konuların bitebileceği süreyi çalışmaya ayırıp sonra sınavlara gireceksin ya da sınava kadar yetiştiği kadarın hakkını vereceksin öyle gireceksin.

Hem az çalışayım, 3 gün bakıp 2 gün yatayım sonraki 2 gün de olmuyor diye söylenip durayım, hem tüm konuları çalışmam tamamlansın, hem de sınavda öyle bir yapayım ki istediğim bölüme gireyim-çalıştıklarımı unutmayayım. Ben de istiyorum 3 adımda Ankara’dan Antalya’ya varayım çok yorulmayayım. Olmuyor diye Antalya’ya gitmekten vazgeçip üzülmektense gidebileceğim yolları düşünüyorum şahsen. Aynısı senin için geçerli olsa, bu sürecin sonunda epey şaşırıp “Aaa Alev Hoca haklıymış ya” diyebilirsin. 🙂 Bırakayım mı? Bilmem, şu kadar şeyi okudun, bence kendin için doğru kararı kendin verebilirsin. Kendine dürüst olduğun sürece ben şahsen senin kararında senin yanındayım.

Bir önceki yazım olan Ebeveynlere Evde Çocuk Eğitimi İçin Önerilerim Var ! başlıklı yazımıda beğeneceğini umuyorum. Bir bakmak ister misin?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir